Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
Hazret-i İbrâhim ve Babası / 67 hak'tan sonra Yâkub -aleyhisselâm-’ın doğacaklarını beyan etmeleri onlar hakkında büyük tebşîrât idi. Yahut “Büşrâ” ile murâd, Lût -aleyhisselâm-’ın necâtı ve kav- minin helâkini haber vermeleridir. Bu âyet-i celîle misafir olan kimsenin vazifesinin selâmla başlamak, hâne sâhibinin vazifesinin de se lâmla mukâbele etmek olduğuna delâlet eder. Zîra ibrâ him -aleyhisselâm-’a her şeyden önce meleklerin se lâm ile mukâlemeye başladıkları gibi İbrâhim -aieyhis- selâm-’ın da onlara selâm ile mukâbelede bulunduğunu Cenab-ı Hak beyan buyurmuştur. Kur’ân-ı Hakîm’de Hak teâlânın beyânı bize tâlim için olduğunda şüphe yoktur. Çünkü “Selâm” lafzında selâmet için duâ olduğu gibi selâmlaşan iki kimse ara sında muhabbet olup adâvet olmayacağına delâlet etti ğinden diyânet-i islâmiyede ehl-i îmânın yekdiğeriyle selâm alıp vermeleri meşrû kılınmıştır. Selâm vermek sünnettir ve selâma cevap vermek de farz olmuştur. Bi nâenaleyh selâm alıp vermenin rızâ-yı İlâhîyi muvâfık eski bir merasim-i diniye olup, gerek “peygamberân-ı izâm hazarâtından ve gerekse meleklerden mevrûs bir usûl-i kadîme olduğuna bu âyet delâlet eder. Şu halde selâmdan gayri merasim bidattir. Fahr-i Râzî’nin beyânına nazaran on beş günden beri ibrâhim -aleyhisselâm-’a misafir gelmemişti. Vakta ki görmediği güzel sîmalı misafirler geldi. Hâne-i saâde- tinden pişmiş ve yağı damlar bir dana kebabı getirmek le misafirlere taamla ikrama koştu; alıp getirdi.' Fakat misafirlerin yemediklerinden hoşlanmadı, şüphelendi. Çünkü* misâfirin hâne sâhibinin taamını yememesi hâ-

