Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
52 / Hz. Hâlid Bin Velid (r.a) Hudeybiye musâlehasına itiraz etmiş olanlar iki sene zarfında sulhun âsâr-ı hasenesini görmeye başladıkça mahcûb da olmakda idiler. Hz. Abbas -radıyallahu anh- evvelce îmân etmiş ise. de İslâm'ını gizler ve Mekke’de ikametle sikayet-i zem zem hizmet-i şerîfesini îfâ eylerdi. O sırada İslâmiyetini ilân ederek ehl ü üyâli ile birlik- de çıkıp Medine’ye gelirken orduy-ı hümâyuna rastgeldi ve ağırlığını Medine’ye gönderip kendisi de Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- İle Mekke’ye döndü. Hazret-i Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz ondan pek memnun olarak: “Ya Abbas sen muhacirlerin hâtimesi oldun” d\ye buyurdu. Kadîd mevkiindeki suya varınca bütün ordu iftar ey ledi. Nihâyet orduy-ı İslâm Mekke'ye onaltı mil mesafede Merru’z-Zahran mevkiine varınca orada muhtelif mahal lerde gece müdhiş ateşler yakılarak Rasûl-i Ekrem -sal lallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz teşrifini Kureyş’e ateş donanmasıyle bildirdi. Bu ateşler arefe gecesi hacıların Arafat’dayakdıklan ateşe benziyordu. Rüesây-ı Kureyş hayrete düşerek telâş etdiler. Ebû Süfyân, Hakim bin Hizam ve Büdeyl ile birlikde Merru’z Zahran üzerindeki tepeye çıkıp; “Acaba bu kadar ateş yakan ordu kimler ola!” diye düşünüp dolaşırken süvâri karakolları tarafından yakalanarak Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Hazretlerinin huzurûna getirildi. Muhâ- fızlar arasında Hz. Ömer de bulunuyordu. Ebû Süfyân’ı görünce: Ya Rasûlallah! Ebû Süfyân geliyor. Ruhsat ver

