Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
----------------------------------------------- Cafer Bin Ebî Tâlib (r.a) / 43 Berâ bin Âzib’den rivâyet olunduğuna göre; Ne- bîyy-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem- altıncı sene-i hicriyyenin Zi’l-kade ayı içinde umre etmek istemişdi. Fakat sefer etmiş ise de Mekke müşrikleri Rasûlullah'ı Mekke’ye bırakmakdan imtinâ etmişlerdi. Nihâyet Rasû- lullah Mekkelilerle “sene-i âtiyede Mekke’de üç gün kal mak üzere” Hudeybiye'de bir sulh akdetdi. Musâlehanâ- menin tanzimi sırasında "Muhammed Rasûlullah” unvanı yazılınca müşrik murahhasları “Biz senin risâletini ikrar etmiş, Rasûlullah olduğunu bilmiş ve tasdik etmiş olsay dık seni Mekke’ye girmekden men etmezdik. Şu kadar ki sen “Muhammed bin Abdullah'sın” dediler. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- bunlara cevâben: - “Siz beni tekzib etseniz de Vallahi ben Rasûlullah’- ım, Muhammed ibn-i Abdullah'ım," dedi. Bundan sonra da Ali’ye: “Rasûlullah lâfzını sil” buyurdu. Ali -radıyallahu anh-: "Hayır vallahi ben senin Rasû lullah unvanını kat’iyyen silemem!” dedi. Rasûlullah - sallallahu aleyhi ve sellem-: “Muhammed İbn-İ Abdullah” diye yazdırdı. Bir kaç madde üzerine müşriklerle sulh akdedilmiş idi. Başlıca şartlarından: 1, - Müşriklerden her kim Allah’a îmân edip gelirse Rasûlullah onu müşriklere iâde edecek. Müslümanlardan da bir kişi müşrik tarafına geçerse Mekke'liler onu iâde etmeyecekler. 2- Mekke’ye gelecek sene girilecek ve Mekke’de ancak üç gün ikamet edilecek.

