Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
94 / Hazref-i Ebû Bekir korkunç haller içine düşüp derin yerlerine dalarak ve dalgalarına binerek acı sularını içer ve kapalı yerlerini açar ve temelini ihkam eder, kuyusunun iplerini büker idik. . - Halbuki gözler haset ile dolu, burunlar kibir ile memlû, göğüsler gayz İle şûlelenir, boyunlar fahr ile uzanır ve bıçaklar mekr ile bilenir ve yeryüzü korkudan deprenir idi. Akşam üstü sabaha, sabahleyin akşama çıkacağımıza ümidvar değil idik. - Ölümü gözümüze almadıkça kimseyi müdâfaa edemezdik. Nice gussalar yutmadıkça bir eğriyi doğ rultmak mümkün olamazdı. Bu hallerden yaşın küçük olmasa gâfil olmazdın. - Nasıl gâfil olursun ki, fikrin parlak, lisanın fasih, et- vârın memdûhtur. Senin hısâl-i hamidene dâir söylene cek daha çok sözler vardır. Cenab-ı Hak -celle celâlu- hu- seni mertebe-i kemâle eriştirmiş, mâ’den-i hayr kıl mış, muradını önüne koymuştur. Senin işittiğini ben il men söylerim. Vaktine muntazırol! Kollarını sıva, böyle bir yerde eğleşip durma. Ve sana gelen kimseye yan çi zerek yüz buruşturma. Bu iş henüz taze meyve gibidir. Çabuk çürümeğe yüz tutmasın. Bu zihinlerde keder vardır. Sen bu ümmetin ekmeğine katıksın; ısrar edip kurtlanma. Bu ümmetin keskin kılıcısın, eğrilip kesmez olma. Bu ümmetin tatlı suyusun, acıyıp da bozulma! - Vallahi bu işi Rasûlullah-sallallahu aleyhi ve sel- lem-’den sordum şöyle cevab verdi: - Ya Ebâ Bekir! Bu iş ona tâlib olmayanındır. Ona

