Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
42 / Hazret-i Ebû Bekir Saâdet’in bulunduğu mahalle vasıl olduğunda devesi orada çöktü ve o mevkide oturdu. Deve çöktüğünde: - “İnşaallah burası bizim menzilimiz ve makam ı- mızdır.” buyurdular. Resûl-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendi miz, Medine-i Münevvere’de muhâcirin ile ensar arasın da kardeşlik muâhâtını, dostluğunu vücûda getirmişti. Müsiümanlar Medine’ye vardıktan sonra emnü emâne kavuşmuşlardı. Müsiümanlar için bir mescid te’- sis edilmesi düşünülmüş, iki yetime ait arsa Mescid-i Şerif İçin münasip görüldüğünden bu iki yetim arsasını Resûl-i Ekrem-sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimize hediye etmek istemişler ise de o, “yetim malını katiyyen kabul edemeyeciğini" beyan etmiş, Hz. Ebû Bekir -radı- yallahu anh- da bu arsanın bedelini ödemiştir. Medine’de Rasûlullah’ın mihmandarı Ebû Eyyüb el-Ensârî -radıyallahu anh- der ki: Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- hazretleri Medine-i Münevvere’yi teşriflerinde: - “Medine’de bulunan akraba ve taallûkatımızın hâ- nelerinden bize en yakın olan hâne kimin hânesidir ve hangi hânedir?”diye sual buyurunca Ebû Eyyûb el-En- sarî -radıyallahu anh-: - “Ya Nebiyyallah benim hânemdir. Şu kuyu da be nim kuyumdur.” dedi.

