Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
32 / Hazret-i Ebû Bekir Ebû Bekir -radıyallahu anh- mağaraya girdikte bir delik gördü, oradan yılan ve çiyan gibi bir muzır hayvan çıkıp da Resûl-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem-’e zarar vermesin diye o deliği ayağıyla tıkayıp oturdu. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- de ona dayanıp uykuya vardı. Halbuki o delikten bir yılan çıktı. Ebû Bekir Sıddîk - radıyallahu anh-'ın ayağını soktu. Ebû Bekir, Fahr-i Âlem -sallalahu aleyhi ve sellem- uyanıp da rahatsız ol masın diye ayağını çekmedi. Lâkin canı acıyıp gözlerin den yaş aktı ve gözyaşları Resûl-i Ekrem’in mübarek yüzüne damlamakla uykudan uyandı. - “Ne var yâ Ebâ Bekir?” diye sordu. O da: - “Yâ Rasûlallah ayağımı bir şey soktu amma beis yok. Anam, babam sana feda olsun."diye cevap verdi. Resûl-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem- kalktı yılanın soktuğu yere tükrüğünü sürdü, derhal acısı zâil oldu ve Hz. Sıddîk da şifa buldu. Hz. Âîşe -radıyallahu anhâ- der ki: - “Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendi miz hazretleri, Mekke-i Mükerreme'de bulunan ehl-i İs lâm’a hitaben: "Tahkikan bana sizin dâr-ı hicretiniz gös terildi, iki taşlık ortasında hurmalık bir mahaldır. ” buyur muştur. Buna binâen artık hicret edenler Medine-i Mü- nevvere’ye hicret ettiler.

