Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
Şemail ve Fezâili / 129 bulunanlara “Nâsın en şecaathsı kimdir?" diye sormuş, “sensin” dediklerinde: - Ben filvaki her kim ile mübareze meydanına çık tım ise öcümü aldım, demiş ve tekrar “Nâsın en şeca- atlısı kimdir?” diye sorulmuştu. Onlar da: -Bilmiyoruz, “kimdir?” diye sorduklarında Hz. Ali - radıyallahu anh- da: - Hz. Ebû Bekir’dir. O “Bedir” günü Resûl-i Ekrem -sallailahu aleyhi ve sellem- Efendimiz’e müşriklerden bir kimse hücûm etmesin diye bir hayme yapıldı ve “Kim bekleyecek” denildi. Kimse yanaşmadı. Ebû Bekir kalktı. Kılınç elinde olduğu halde Resûl-i Ekrem -sallal- lahu aleyhi ve sellem- Efendimiz hazretlerinin başı ucunda durdu. Hem kim hücûm etti ise kılınç ile karşı layıp defeylerdi. İşte nâs’ın en şecâatlısı odur, dedi. Hz. Ebû Bekir -radıyallahu anh- fıtraten halîm, se lim, son derece refîk ve şefîk idi. Bununla beraber vazi fe ve mes’ûliyet işlerinde zerre kadar müsamaha gös termezdi. Onun rıfk ve mülâyemeti, şahsî muâmelâtına ait idi. Din ve millet işlerinde en küçük bir tereddüdü, en basit müsamaha ile göz yumduğu görülmezdi. Ve fakat kusurlarını i’zâm etmez onlara kusurları derecesinde muamele gösterirdi. Mücrimleri takip ve te’dip hususunda zerre kadar ihmal göstermemekle beraber siyasî mücrimleri icâbına göre muamele ve afvederdi. Ehl-i zimmetin hukukunu, emniyet ve masûniyetini gözetirdi. Gayr-i müslimlerin hiç mâbed ve kilisesini yık-

