Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
68 / Hazret-i Alî Ashab-ı Bedir’den ve ekâbir-i ensâr-ı kiramdan olan Muhammed bin Mesleme’ye gönderdiği mektupta Osman -radıyallahu anh-'a muavenette ihmal olunmak la mazlûmen katlolunduğuna dair sözler vardı. Abdullah İbn-i Ömer'e gönderdiği mektupta gûyâ Abdullah'ın Ali’ye muhâlif olduğundan nâşî uzleti ihtiyâr eylemiş olduğundan bahsetmişti. Sa’d İbn-i Ebî Vakkas -radıyallahu anh- Muâvi- ye’ye yazdığı cevapta: "Mektubun okundu. Meâli mâlûm oldu. Beni bir bâ tıl yola davet eylediğin anlaşıldı. Mâlûmun olsun ki, ben, Ali ile asla muharebe etmem. Ve onun aleyhinde ittifak eylemem. Ben ehl-i İslâm arasında zuhur eden fitneden ihtiraz ve ittika ile ihtiyar-ı inziva edip hâne-i vîrânıma çekilmişim. Talha ve Zübeyr de Ali aleyhine hurûc etme seydi haklarında hayırlı olurdu. Allah Teâlâ onların hatâ larını afv eylesin. Ve’s-Selâm.” diye yazılmıştı. Kûfe’nin Payitaht Olması ** Hazret-i Ali, çok karışık bir vasatta halife seçilmiş bulunduğundan hükümet merkezini Hicaz’dan Irak’a Medine’den Kûfe’ye nakletmişti. Bunun çeşitli sebeple ri vardı: 1. Medine şehri Resûl-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem-’in içinde yaşayıp vefat ettiği bir belde olduğun dan müslümanlar nazarında büyük bir hürmet ve kudsi- yet taşıyordu. Medine’nin havasıyla beraber Resûl-i Ek rem’in siretini teneffüs eden müslümanlar burasını her

