Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
____________________________________ Tebük Seferi'nde / 57 müslümanlar bir aralık bozulmuşlar, dağılmışlar, sayıla rı binlere baliğ olduğu halde içlerinden ancak birkaç ki şi sebat etmişlerdi. Hazret-i Ali bu muharebede yalnız sebat etmekle kalmayarak gösterdiği şecâat ile ehl-i İs lâm saflarının yeniden toplanmasını temin etmişti. Tebük Seferi’nde Hazret-i Âli ** Resül-i Ekrem, Hicret’in dokuzuncu senesinde Te bük Seferi’ne çıkarken Hazret-i Ali’ye Ehl-i Beyt’i muha fazaya ve ehl-i İslâm'a nezârete memûr olarak Medi ne’de bırakmış, Hazret-i Ali: - “Yâ Rasûlallah! Beni kadınların ve çocukların ba şına mı bırakıyorsun?” deyince Resûl-i Ekrem şecâati herkesçe müsellem bulunan Ali’yi taltif ile: - "Ya Ali! Musa’ya göre Harun ne ise sen de bana onun gibisin. Ancak benden sonra peygamber yoktur" buyurmuştu. Tebük Seferl’nden sonra Resûl-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem- Hazret-i Ebû Bekir -radıyallahu anh-’ı emîr-i hacc olarak Mekke'ye göndermiş, Hazret-i Ebû Bekir’in hareketini müteâkib "Berâe Sûresi"âyetleri nâ- zîl olmuş, Resûl-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem- Hazret-i Ali’yi bu âyetleri tebliğe memur eylemişti. Buna göre bundan böyle hiç bir müşrik hacca iştirak edeme yecek, hiç bir kimse Kâbe’yi çıplak tavaf edemeyecek ti. Yalnız Resûl-i Ekrem ile muâhede yapmış olanların muâhedeleri tâyin edilmiş müddetlerine kadar mer’iy- yette kalacaktı.

