Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
32 göz dikmemektir. İnsanların durumlarına göre irşâd ve islahta bulunmaktır. Sevgili Peygamberimiz (sav) Mekke’de umûmî olarak tevhîdi telkîn etti. Beyinleri şirkin kirinden temizlemek için. Medîne’de husûsî bir cemâate, özel olarak kalbdeki nefsânî putları, kin kibir hasedlik vs. kirlerden arınmak için Kelime-i Tevhîd’i telkîn buyurdu. Sıddîk-ı âzam ve Ali (kv)’yi de, kalbî ve cehrî açık zikrin telkinine tâyin buyurdu. Ârifân-ı İlâhî îmânın tahkîk hâline gelmesi için çalıştı. Çünkü Rabbimiz’in (cc) Nisâ Sûresi’nin 136. âyetinde iki defa “ey îmân edenler” buyurması, îmanda tahkîktir. Îmânın tad ve lezzetini duymaktır. Kabuğu delip, meyveye ulaş- maktır. Îmanda sûretten tasdîka, ibâdette ihsâna geçişin, her an Rabbimize kulluğun sınavıdır. Es’ad-ı Erbilî’nin (ks) şahsında ifâde edilen şu beyittir: “Hayâtında nice mürde dili ihyâ eyledi. Her cihetten her an halkı Hakk’a irşâd eyledi.” Hayâtında nice ölü kalbi hayâta kavuşturmaya, her yönden halkı Hakk Teâlâ’ya lâyık kılmaya vesîle oldu. “Sizden hayra dâvet eden, iyiliği emredip kötülükten sakındıran bir topluluk bulunsun! İşte onlar gerçekten felâha erenlerdir.”4 Nûr’a lâyık kulları Sevgili Peygamberimiz (sav) şu evsâ- fıyla tanımlar: “Onlar Allâh’ın kullarını Allâh’a sevdiren ve Allâh’ı da kullarına sevdiren kimselerdir. Yeryüzünde nasîhatçı ve tebliğciler olarak dolaşırlar.”5 4 Âl-i İmrân, 2/104. 5 Ali el-Müttakî, III, 685-686; Beyhakî, Şuabu’l-îmân, I, 367; Heysemî, I, 126.

