Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
--------------- :--------------------------------- Hz. Peygamber'in Duası / 55 -radıyallahu anh- de yanında olduğu halde, küçük ve toparlak bir çadır içinde Hak -celle ve alâ - hazretlerine karşı duâ ve niyâza başladı: «- Ya Rab! Peygamberlerine yardım edeceğin hakkındaki ahdini9 ve zafer va'dini yerine getirmeni senden isterim. Allah’ım! Eğer mü'minlerin helakini diliyor isen bugünden sonra sana ibadet eden bulunmayacaktır!» diye niyaza başladı. Bu hal bütün ashâbı tehyîc etdi, hep sinin gözlerinden yaşlar boşandı. «- Yâ Hârisel Bu gece nasıl sabaha çskdın?» diye vâki olan sual ve iltifâtına karşı: — Allah'ın varlığına ve birliğine gerçekden inanarak sabahladım» diye ârifâne cevab vermiş. Sonra da Harise: — Yâ RasÛlallahl Hakkımda şehadelle duâ buyurmanızı ve şehid ol mamı dilerim» diye temennide bulunmuşdu. Hârise Bedir Harbi'nde su içmek üzere havuz başına geldiğinde Hıbbân ibn-İArîka tarafından atılan bir ok, Hârise'nin hançeresine isabet ederek şehid olmuşdur. Medine'li Ebû Musa'nın bildirdiğine göre Hârise, şehadeti zamanında erkek çağına ermemişdi. Bedir Harbini seyre gelmiş bir oğlancık idi. Bu nun için oku atan Hıbbân, okunu Hârise'yi öldürmek için atmamışdı. Bu cihetle ok «serseri» vasfile tavsif olunmuşdur. Hârise'nin anası da şehid olmak için; düşmanın ihtiyarıyla (bizzat hedef olarak) atıp öldürmesi, şehadetin şartıdır zannediyordu. Bunun için sormuşdu. 19. Buhari Şerhi'nde: RasÛtullah -sallallahu aleyhi ve sellem-’ln HakTeâlâ hazretlerinden infazını istediği «AHD ve VA'D» i şöyle izah ediliyor; Birincisi: Cenâb-ı Allah'ın ahdi Sâffât suresinin 171,172,173'ncü âyetle rinde şöyle buyurduğu bildiriliyor: «Muhakkak ki Peygamber olarak gön derilen kullarımız hakkında ezelde şu va'dimiz sebk etmişdir: Onlar, evet muhakkak Peygamberler elbette muzaffer olacaklardırl» İkincisi: Cenâb-ı Allah'ın va'didir ki, bu da Enfâl sûresi'nin yedinci âyetin de şöyle buyurulmuşdur: , «O vakti hatırlayınız ki, Allah size iki taifeden birini «Haydi o sîzindir» diye va’d buyuruyordu da siz şevketsiz olan tarafın sizin olmasını arzu ediyordunuz. Halbuki Cenâb-ı Allah, kendi emirleriyle hakkı yerine getir mek, kâfirlerin arkasını kesmek istiyordu.» Bu iki tâifeden birisi: Ebû Süfyan’ın riyâseti altındaki, Şam’dan Mekke'ye gelmekde olan büyük bir kervân, Diğeri de: Ebû Cehil’in riyâseti altında Mekke'den hareket eden ve mûs- lümanları vurmak isteyen bir ordu idi. Cenâb-ı Allah bunlardan herhangisi üzerine hareket edilirse ona galebe ve zafer va'd buyurmuşdu.

