Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
198 / Bedir Gazvesi ve Enfâl Sûresi Tefsiri-------------------------------- Hak muhâcirîni senâ buyurduğu gibi, ensar-ı kirâmı da kemâl-i ikbal ile onları kabul edip ihtiyaç zamanı muhâcirî- ne kardeş gibi ikramda bulunduklarından onlar da senâ- yı İlâhîye mazhar olmuşlardır. Bu âyet-i celîle ahkâmınca İslâm’da Muhâcir ve ensârdan bazıları bazılarına vâris olurlardı. Ancak müslim olarak hicret etmek ve yahud ensârdan olmak lâzımdır. Amma küffardan akrabaları vâris olmadığı gibi, hicret etmeyen müslüman akrabaları dahi vâris olamazdı. Bu iki sebebden birisi bulunmayan velev ki akrabadan olsun muhâcirlere ve ensara vâris olamazdı. Fahr-i Râzî ve Nisâbûrî’nin beyânları veçhile Muhâcirîn-i kirâmın menâkıb-ı a’lâsı ve faziletinin bâlâsı olan îmanda ensar üzerine sebkat etmeleri ve çok zaman Kureyş tarafından kendilerine vaki olan belâlara sabr u tahammül etmeleri ve vatanlarından ayrılmakla arız olan birtakım meşakkat ve mazarrata göğüs germeleri gibi bir çok mezâyâda ensar üzerine fâik olup İslâm’da mukteda- bih (rehber) olduklarına işâret İçin Kur'ân’da muhâcirîn ile ensar zikrolunduğunda muhâcirîn ensar üzerine takdim olunarak zikrolunmuşdur. Zîrâ mühim mesâilde temel atanlarla sonradan ilti hak edenler arasında çok fark vardır. İbtidâ-yı İslâm’da ehl-i İslâm yekdiğerine ülfet ve ünsiyyet ederek birbirlerine muâvenet etmeleri ve bir noktada içtimaları lâzım gelip aralarında tefrika ve nefret câiz olmadığı cihetle hicret vâcib idi. Çünkü ehl-i îmanın içtimai o zamanda hicretle husul bulacağından hicrete ihtiyaç vardı.

