Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
---------- Ayet: 70-71 / 195 «Eğer Allah Teâlâ sizin kalbinizde hayır bilirse sizden esaretinize bedel fidye olarak alınan mallarınızdan daha hayırlısını size verir ve geçmiş günahlarınızı setr eder. Zira Allah Teâlâ size imânı ve tâatı tevfik etmekle günahlarınızı mağfiret edicidir, ve Zât-ı ulûhiyyetine ilticâ edenlere merhamet edicidir. Ve eğer bu esirler fidye verip halâs olarak seninle muâhede etdikden sonra sana hıyanet ederlerse sen teaccüb etme. Zirâ onlar senden evvel küfrü irtikâb edip ubudiyyetin muktezasından çıkarak Allah Teâlâ’ya hıyanet etdiler. Binâenaleyh onlardan ahz-i intikam etmeye Allah Teâlâ sana kudret verdi. Şu ahidden sonra tekrar ahidlerini bozarlar ve hıyanet etmeye başlarlarsa sen mübâlât etme (merak etme). Zirâ senin yardımcın olan Allah Teâlâ seni onların şerrinden muhâfaza eder. Şu halde onların hıyânet etmelerinden sen kork ma. Çünkü Allah Teâlâ onların niyyetlerini bilir. Ve ilminin muktezâsınca onların cezâsını verir.» Bu âyet-i celîlenin hükmü, Rasûlullah -sallallahu teâlâ aleyhi ve sellem- Efendimiz hazretlerinin nusratını beşâretdir. Zirâ Rasûlullah’a her hıyânet eden ve nakz-ı ahd edenden intikam almaya kudret vereceğini Vâcib Teâlâ ve Tekaddes hazretleri bu âyet-i celîle ile Rasûlü’ne va’d buyurmuşdur ki, metbû olan Rasûl'e va’d etmek, o Rasûlü’n ümmetine de va’d etmekdir. Lâkin ümmetin bihakkın Rasûl’e tebeıyyetle sünnetini ihya etmesi ve nusrata müstehak olması şartdır. Çünkü dîn-i İlâhînin terakkisine sa'y eden Rasûlü’ne va’d olunan nusrat o dînin i'lâsına çalışan ehl-i İmân’ın da cümlesine va'ddir.

