Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
-------------- ;------------------------------------------------- Ayet: 66-67 / 191 - Âyetlerin her ikisinin hükmü ilâ-yevm'İI-kıyam bakîdir, nesih yokdur, buyurmuştur. Şu kadar ki âyet-i ûlânın hükmü bir takım şerâit ile meşrûtdur ki, sabır ve metânet ve itikad-ı tâm, azm-i sahîh ve kalb-i kavı ve ciddiyetle beraber bedende kuvvet olmakdır. Şu şartlar kendisinde mevcûd olan kimseler haklarında âyet-İ ûlânın hükmü bâkî ve onunla amel Ebû Müslim’e göre câizdir. Amma bu şartlar mevcûd olmayan kimseler hakkında ikinci âyetin hükmü câridir. ^îı j ¿¿İ J> ¿p U ¿¿c ¿i ¿3 ^ JjJP AİJlj ö^>^I Jjjj <U|j tiÂJl ^^¿^P jjJjjj 67 - «Yeryüzünde kâfirlerin katli çoğalıp İslâm şevket buluncaya kadar bir nebî için esir almak ve para bedelinde bırakmak câiz olmadı. Ey ehl-i imân! Siz metâ-ı dünya murâd edersiniz; Allah Teâlâ ise sizin için âhiret sevâbı murâd eder. Ve Allah Teâlâ cümle âleme gâlib ve bilumum işleri hikmeti mutazammındır.» / Medârik’de beyân olunduğu veçhile ¿¿¿i JU- demek, ı/j^ J jlaSdl j» j& Jü- demekdir. Yani, kâfirlerin katli yeryüzünde çoğalıp katilleri sebebiyle ehl-i küfrün zelil olup ehl-i İslâm’ın aziz olduğu görülmedikçe esirleri fidye bedelinde kurtarmak sahîh olmadı, demekdir.

