Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
Ayet; 49 / 181 hikmetlerde ukalânın akılları hayretdedir. Bunun için dir ki insan her işinde esbâb-ı zâhireye tevessül etmek le beraber Cenâb-ı Hakk’a tevekkülü de bırakmaması lâzımdır. Kâfirler bin kişiyi mütecâviz, mü’minler ise üç yüz küsur kişi olduğu halde: - Bunları dinleri mağrur etdi. Zîrâ bin kişiye karşı üçyüz küsur kişinin cür'eti hamakatdir diyen münafıklar ile murâd; Fahr-i Râzî, Hâzin ve Nisâbûrî’nin beyan larına nazaran Medine’de Hazrec ve Evs kabilelerinin münâfıklandır. Kalblerinde maraz olanlarla murâd: Mekke'de îman etmiş ve lâkin henüz şübheden kurtulmamış ve Kureyş müsâade etmediğinden hicret edememiş olan zayıf îmanlı mü’minlerdir. Çünkü Kureyş'le beraber Bedir’e geldiklerinde zayıf îmanlı mü’minler bu sözü söylemişlerdir. Niyyetleri de; eğer Kureyş gâlip gelirse Mekke’ye avdet etmek ve irtidâd edip anlaşmak ve eğer Rasûlullah galib gelirse ehl-i İslâm tarafına geçmek ve Medine’ye gitmek idi. Lâkin bazı rivâyete nazaran onların cümlesi helak olup bir tane kalmamışdır. Çünkü imânda tereddüd kabul değildir. Böyle zayıf imânlı olanlar her zaman tereddüd içinde yaşar ve işi iki taraflı tutmakla sağ lam bir yol takip edemediğinden her zaman endîşe ve ıztırabdan kalbi hâlî kalamaz. Ve akıbet hîlesi ayağına dolaşmakla helâk olur.

