Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
Ayet: 46-47 / 177 ve nâsa amellerini gösterici ve dîn-i Hak’dan nâsı men edici oldukları halde muharebe için memleket lerinden çıkdılar. Halbuki onların bil-cümle amellerini Allah bilicidir.» Müfessirînin beyânı veçhile bu âyet-i celîle Mekke ahâlîsi hakkında nazil olmuşdur. Çünkü Mekke ahâlîsi Şam’dan gelen kervânı kurtarmak maksadıyla çıkdılar. Fakat kervân selâmeti bulunca Ebû Süfyan geri dönül mesi için haber göndermişdi. Fakat Ebû Cehil ve a’vânı bu sözü dinlemeyerek: «Biz Mekke’den çıkdık, geri dönmeyiz. Bedir’e kadar gider, orada develer keser, gelen geçen kabilelere yedi ririz. Ve şiirler söyler ve dinler; şaraplar içer eğleniriz. Ahâli bizi görür, şecâatle ve semâhatle senâ ederler. Ve nâmımız ve mehâbetimiz halk nazarında bâkî kalır» dediler. Kesretlerine ve servetlerine güvenerek Bedir’e kadar geldiler. Ve Bedir Vak’ası da zuhûr etdi. Kureyş rüesâsının başlıca maksadları nâsı dîn-i İlâhiden men etmek olduğunu Cenâb-ı Hak bu âyetde beyân buyurmuşdur. Binâenaleyh maksadları fâsid oldu ğundan şarab kâseleri yerine ölüm kâselerini içdiler. İş’âr bedelinde de mersiyelerle ölüleri üzerlerine mâtem edip ağladılar. Şu halde hep amellerinin aksi zuhûr edip helâk olanları cehenneme giderken kalanları da nâs beyninde mezmûm ve me’yûs, hâib u hâsir oldular. Vâcib Teâlâ, ehl-i imâna her zaman ve bilhassa esnâ- yı harbde lâzım olan umûr-ı dîniyyeden bazılarını tavsiye

