Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
Bedir'den Sonra Yahuclilerin Tavrı / 107 vardır. Zira o iki fırkadan birisi fırka-i mü’mine ki «i’lâ- yı kelimetullah» için fî-sebilillâh muharebe eder. Ve diğeri fırka-i kâfire ki Kureyş kabilesidir. Onlar da şirk üzere kalmak için muharebe ederler ve kendile rinin ehl-i imânın iki misli olduğunu re’y’ül-ayn görür ve galip olacaklarını zannederler. Halbuki Allah Teâlâ dilediği kimseleri kendi yardımıyla te’yid ve takvi ye eder. Binaenaleyh mü’minler az oldukları halde Cenâb-ı Allah’ın yardımıyla gâlib oldular. İşte şu azın çoka galebesinde idrâk ve basiret sahiblerine büyük İbret vardır.» Bu hitabın Yahûdîlere olması daha muvafıkdır. Çünkü Bedir vakasından avdet etdikden sonra Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- hazretleri Medî- ne-i Münevvere’de Benî Kaynuka çarşısında Yahûdîleri cem etdî ve buyurdu ki: - Ey Yâhudî cemaati! Kureyş’e nâzil olan belâ yânın size de nâzil olmasından korkun! Ve belâyâ nâzil olmadan evvel İslâm olun, necat bulun. Zira siz benim nebî olduğu mu bilirsiniz. Binâenaleyh imân etmeniz lâzımdır. Şu beyanâtı risâlet-penâhî üzerine Yahûdîler: - Mağrur olma yâ Muhammedi -sallallahu aleyhi ve sellem-Sen ilm-i harbi bilmez bir kavimle muharebe ede- rek'onların cehlinden istifâde etdin. Bizi Kureyş’e kıyas etme. Eğer sen bizimie muharebe edersen karşında fenn-i harbe âşinâ kuvvetli bir kavmi bulursun demişlerdi. İşte bunu söyleyen Yahûdîlere Cenâb-ı Hak -celle ve âlâ - hazretleri, her halde Bedir vakasından ibret alma ları nı tavsiye buyurmuşdur.

