Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
Kur'an ve Muttakîler / 59 de şuna işâret edilmektedir ki, insanoğlu her ne kadar yeryüzünün halifeliğine müsâid olarak yaratılmış ise de fakat o, hidâyette hevâsına ve nefsânî sıfatlarına mağlûb olmuştur. Bu yüzden de fesâda meyleder bu lunmuştur. Nitekim melekler: «Ey Rabbimiz! Sen yeryüzün de fesâd çıkaracak kişiler mi yaratacaksın?» de mişlerdi. Şeriatın emir ve yasaklarıyla hilâfetin cevheri insan nefsinin mâdeninden ayrılır. Seâdet ehli mü’minler, Hakka davet eden peygambere boyun eğerler, emir ve yasakları tereddütsüz kabul ederler. Bedbaht, münâfık kâfirler ise, okun, yaydan çıktığı gibi, dinden çıkar ve hevâ hevesle rine tâbi olurlar. Onlara: Yeryüzünde fesâd çıkarmayın, yani, hevânızatâbi olup, dünyâya hırsla bağlanarak, yer yüzünde halifeliğe salahiyetinizi ve güzel istidâdınızı ifsâd etmek için gayret etmeyiniz denildiği zaman onlar, bizler ancak ıslah edicileriz derler. Böylece nasihatin hakikatin den gâfil olarak onu kabul etmezler. Cenâb-ı Allah onları, «İyi bilin ki, asıl bozguncular onlardır» diyerek tekzîb etmektedir. Onlar dünyalarının ıslahı için âhiretlerinin seâdetini ifsâd ederler, ancak bunun farkına varamazlar yani onlar, durumlarını ifsâd ettiklerinin, kötü hallerinin ve azîm vebâllerinin farkında değildirler. Nitekim Cenâb-ı Al lah şöyle buyurmaktadır: «Ey Muhammedi Sen onlara şöyle de: “Amelleri yönünden en çok zarara uğrayan ları size haber vereyim mi?»33 33. Kehf sûresi, 103

