Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
Tâlût ve Câlût / 353 Bu âyetin tefsirinde denildi ki: Allah Teâlâ mü’min- ler ve iyi kullarla, kâfir ve fâcirleri önleyip, savmasaydı, yeryüzü ve içindekiler helâk olurdu. Fakat Allah mü’min kul sebebi ile kâfiri, sâlih kul sebebiyle de fâciri önleyip, savar. Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyur muştur: - «Şüphesiz ki Allah Teâlâ sâlih Müslüman la komşu evler halkından 100 kişiden belâyı savar.» Sonra Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem- yuka rıdaki âyeti okudu. Burada mülke hâkim olmanın faziletine tenbih vardır. Zirâ bu hâkimiyet olmasa dünyânın düzeni bozulur. Bu sebeple: «din ve mülk ikizlerdir» denilmiş. Binâenaleyh birinin yükselmesi diğerinin yükselmesi demektir. Çünkü din esas, mülk bekçidir. Esâsı olmayan şey yıkılmış, bek çisi olmayansa zâyi olmuştur. İnsanlar, peygamberlerin hüccetleri zâhir olmasına rağmen, riyâset altına girmiyor lardı. Dolayısı ile gerek lisanla (tebliğ, davet) ve gerekse kılıçla mücâhede etmek ihtiyacı beliriyordu. Bu vazîfe peygamberler ve onlara tâbi olanlar tarafından yerine getiriliyordu. Sonra peygamberler ve onlara tâbi olanların belirli ecelleri sona erip, bu dünyâdan göçünce, her asırda dini müdafaa ve cihâd edecek hâlifeleri olması gerekti. İşte Allah’ın insanların bir kısmı ile diğer kısmını önleyip, savması budur. Cenâb-ı Allah şöyle buyurmuştur:

