Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
Kur'an ve Muttakîler / 37 7- Kendisini hesaba çekecek olanın Allah olduğunu ve O’nu aldatmanın imkânı bulunmadığını bildiği halde sahîh bir hüccete dayanmayan. 8- Cennete ulaşmak için sıratdan geçileceğini bildiği halde oradan düşmekden korkmayan, 9-Ateşin fâcirlere me’vâ (yuva) olduğunu bildiği hal de ondan ürpermeyen, 10- Cennetin ebrârın yurdu olduğunu bildiği halde oraya girmek için amel etmeyen kimse aldanmıştır. Zü’n-Nûn-i Mısrî -kuddise sirruh- demişdir ki: - Yakîne eren tûl-i emeli terk eder. Tûl-i emeli terk eden zühde, zühd hikmete, hikmet de her işin sonunu düşünmeye götürür ki âhiret îmanı bu îman ve tefekkürün kemâl hâlidir. Ebû Türâb en-Nahşebî anlatıyor: Çölde azıksız se fer eden bir delikanlı gördüm. Kendi kendime dedim ki: «Eğer bunun yanında «yakîn» azığı yoksa muhakkak helâkolur.» ’ Kendisine: «Ey delikanlı! Böyle yerlerde azıksız mı gezersin?» dediğimde cevaben: «Ya Şeyh! Kaldır başını lAllah’dan gayri birşey görü yor musun?» dedi. Ben de: «Sen bu mertebeye erdikden sonra istediğin yerde istediğin şekilde gez!» dedim. Büyük ârifler demişlerdir ki: Vücûd hicâbında kalma nın zilletinden kurtulan, uhrevî işlerde yakîne ermenin

