Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
Hac ve Umre / 277 Mâlik bin Dinar der ki: Hac için Mekke-i Mükerreme’ye gidiyordum. Yolda bir genç gördüm. Gece olduğu vakit yüzünü semâya verir ve: «Ey kullarının ibâdetleriyle mesrur olan ve masıyet- lerden bir zarar görmeyen! Bana Seni memnun edecek şeyi müyesser kıl, Sana zarar vermeyen şeyi de mağfiret et» diye duâ ederdi. Herkes ihrama girdi, telbiye getirdi. Gence döndüm, niye telbiye getirmediğini sordum. De di ki: «Bu güne kadar işlediğim günâhlarım, defterimde yazılı cürümlerim, eski masıyetlerim dururken Lebbeyk dersem; “Senin Lebbeyk’ine cevâb yok, mes’ud olmaya sın, senin sözünü de dinlemiyorum, yüzüne de bakmıyo rum” denilmesinden korkuyorum.» Bir cevâb veremedim. Sonra o genci kaybettim. Neden sonra Mina’da buldum. Yanına yaklaşdım, ne duâ etdiğine kulak verdim: “Rab- bim! Beni mağfiret et! Görüyorsun kulların şurada kurban keserekSana yaklaşmak istiyorlar. Benim şu nefsimden başka kurban edecek bir şeyim yokdur. Benden de bunu kabul buyur,” dedi ve bir feryâd ile can verdi. ^}aı ii>ı ou LpJ>"J «Azığınızı alın, azıkların en hayırlısı Allah’tan kork maktır» yani âhiret azığınızı, çirkin şeylerden sakınmak şeklinde kabul ediniz. Zirâ azıkların en hayırlısı Allah’tan korkmaktır. Yoksa yiyeceklerden elde edilen azık değildir. Sözün özü şudur ki: İnsanoğlunun iki yolculuğu vardır. Birisi dünyâdaki yolculuğu diğeri de dünyâdan yolculuğu.

