Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
Oruç / 261 Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem-’den rivâyet edildiğine göre o şöyle buyurmuştur: «Mi’râc gecesinde Sidre-i Mûnteha’nın yanında bir melek gördüm ki, uzunluk ve genişlik bakımından onun gibisini görmedim Bu melek, Allah’ı teşbih ettiği (Su- bhânellah dediği) zaman onun sesinin güzelliğinden Arş titrer. Ben, Cibril’e bu meleği sordum. Cibril, şöyle cevab verdi: O, Hz. Adem’den iki bin sene önce Allah’ın yarattığı bir melektir. Şimdiye kadar nerede idi? diye sordum. Cibril, Allah’ın, Cennet’te Arşın sağında geniş bir arazi si var. İşte bu melek orada idi. Allah -celle celâlüh- O mekânda ona Ramazan ayı orucu sebebiyle sen ve üm metin için teşbih etmesini emretti diye cevab verdi. Bu meleğin önünde iki sandık gördüm ki, her birinin üzerinde nurdan bin kilit var. Cebrail’e bu sandıkları sor dum. Cevaben dedi ki: - Bu iki sandıkta senin ümmetinden oruç tutanların, cehennem azabından kurtulduklarına dâir berâetleri var. Sana ve ümmetine müjdeler olsun.» Azây-i cevârihi; yâni el, ayak, göz, kulak, burun, gibi azâyı masıyetlerden, bâtını da havâtırdan muhafazaya çalışmak orucun âdâbındandır. Allah’ın haram kıldıklarını terketmedikce ona yaklaşmak mümkün değildir.

