Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
Hazret-i İbrahim (a.s.) / 215 «Onlara türlü nimetler vererek nimet günlerini uzatı rız. O nimetlere şükrü de unuttururuz. Her bir nimete nâil oldukça nimete nazar ederler, nimeti vereni görmezler, bu hal içinde iken fenâ bulup giderler.» Bu âyet-i celîlenin izahında Ebû’l-Abbas bin Atâ da demişdir ki: «Onlar her bir hatâ işledikçe yeni bir nimet veririz. Biraz evvel işledikleri hatâ ve günâhdan istiğfar etmeyi unuttururuz.» Akıl sahibine gereken dünyânın alâyişi, süsü, zî- neti ile aldanmamak ve Allah’dan gayrisi ile sevinme- mektir. Çünkü O’ndan gayri ne varsa bâtıl ve zâildir. Zevâl bulan şeylere aldanmak ise kâmil akıl sahihle rine yaraşmaz. Allah’ın dünyâda âsîlere mühlet vermesinin hikmeti suâl olunursa denilir ki: Cenâb-ı Hakk’ın onları bir anda helâk etmeyişinin sebebi kullarına re’fet ve rahmetinin, afv u ihsânının büyüklüğünü gösterip ısyândakilere tev- be imkânı bulundurmak, tâatdakilerin de kendine bağlı lığını, muhabbetin, artırmak ve Zâtı için, nimet vermek helâk etmek ve intikam almakdan daha sevimli olduğunu göstermekdir. Ateşi bunun için yaratmışdır. Bu hususda iki misâl vardır: Meselâ ağniyâdan birisi bütün memleketi yemeğe davet ediyor ve diyor ki: «Ziyafetime her gelen ikrâm görür, gelmeyene ise bir şey yokdur.» Diğer birisi de şöyle söylüyor: «Ziyâfete gelene son suz ikrâm vardır. Gelmeyene ise dayak ve hapis vardır»

