Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
Hz. Süleyman, Harût ve Marût / 191 Hased çok çirkin bir hasletdir. Müslümanın hayır lı amellerini hased mahveder. Yahudi ve Hıristiyanlar mü’minlere dâima hased ederler. Kendileri îman edip Allah’ın fazlından istifâde edemedikleri için, mü’minlerin Rabblerinden nâil oldukları hayırları gördükçe hasedleri artar. Türlü desiseler düşünürler. Kazdıkları kuyulara ne ticede hep kendileri düşerler. Amma mü’minler arasında büyük sarsıntılara, karışıklıklara sebeb olurlar. Bunların ekserisinin tam mücâzatı âhirete bırakılır. Bekir bin Abdullah hased hakkında söyle bir kıssa anlatır ki, umûmî olarak hasedcilerin akıbetini gösterir: Hikmet ehli bir adam bazan kralların huzûruna çıkar, karşılarında edeble durur, güzel sözler söylerdi. Meselâ derdi ki: «İyilik edene iyiliğinin karşılığı olarak iyilik et. Kötüye kötülük olarak kendi kötülüğü yeter.» Gün geçdik- ce kral yanında sevgi ve itibârı artardı. Birisi hem böyle güzel duygu ve düşüncelerden mahrûm olduğu, hem de bu itibârı görmediği için bu adama hased ederdi. Bir gün bir yolunu bulup kralın huzûruna çıkdı. Hemen dedi ki: Şu adam senin ağzının kötü koktuğunu söylüyor.» Kral dedi,ki: Buna nasıl inanabilirim? Hasedci: İstersen bir gün çağıralım, sana yaklaşdığı zaman senin ağız kokunu duymamak için elini hemen nasıl yü züne götürüyor bak, dedi. Hasedci hemen kralın huzûrun- dan çıkarak o adamın evine koşdu. Kendi evine yemeğe

