Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
İsrailoğulları / 169 nımı, efendisinin oduna gittiğini söyledi. Bunun üzerine onlar yolda durup beklerlerken, bir de ne görsünler, Ba- yezid-i Bistâmî, büyük bir arslan üzerine odun yüklemiş, elinde de, icâb ettiği zaman arslana vurduğu bir yılan var. Mürîd bu hâli görür görmez, derhal ölür. Bistâmî müridin şeyhine: «- Müridini hep lütuf ile terbiye etmişsin, onu hiç kahır yoluna irşâd etmemişsin, bende gördüğü şeye ta-ham- mül edemedi. Bundan sonra böyle yapma, onlara kahrı da göster buyurdu. Üftade Efendi diye meşhur şeyh hazretleri demiştir ki: Bayezîd-i Bistâmî kahır ve lütuf yollarını görerek zât-i İlâhînin tecellîsine mazhar olmuştur. Mürid ise bunun aksi bir usûl ile terbiye edildiğinden onda gördüğü bu duruma tahammül edememiştir. Bu âyetlerdeki işâret: Filozof ve tabiatçılardan akla mağrur olan bazıları gafletlerinin aşırılığından dolayı, «Çirkin davranış ve sözler rûhlarının temizliğine tesir etmez zannetmişler ve «ruhlar, cesedlerden ayrılınca her şey aslına döner, cesed kendi unsurlarına döner, rûh da ulvî mekâna yükselir, amellerin neticelerinden hiç birşey -sayılı bir kaç gün hâriç- onu zahmete sokmaz» fikrini savunmuşlardır ki, bu bâtıl bir düşüncedir. Zirâ akıllı insan hissen ve aklen müşâhede eder ki, hayvânî şehvetlerin peşinden gitmek ve nefsânî zevkleri eksiksiz tatmak; hırs, emel, kin, hased, buğz, gazab, cimrilik, kibir ve yalan gibi kötü ahlâka sebep olur. Bunlar ise kötülüğü sürekli emre den nefsin (nefs-i emmâre) sıfatlarındandır.

