Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
Israiloğulları / 167 - Şunu biliniz ki, sizden evvelkiler yetmiş iki fırkaya ayrıldılar. Bu ümmet de yetmiş üç fırkaya ayrılacak. Hepsi ateşde, birinecâtdadır» buyurmuşdur. Necâtda olanların kimler olduğu sorulunca: - »Benim ve ashabımın yolu üzere olanlar» buyur muşdur. Evliyâdan ve erbâb-ı kulûbdan zannedilen ve so- fiyyeden kabul edilen nice kimseler vardır ki, Cenâb-ı Hakka teveccühlerinde aslâ sâdık değillerdir. Kalbleri ehl-i gaflete meyleder, içden içe onların çirkin ef’âline can atarlar. Nefsânî bazlarını tatmin edecek davetlere muhatab oldukları zaman koşa koşa giderler, Hakkın davetine de kerhen ve bize kâfir demesinler diye icâbet ederler. Bunların hak yolunda ihlâs ve sadâkatları yok- dur. Bunlar, cahilliklerine bakmayıp elleriyle yazdıkça yazarlar, bunlar da hakdandır derler, kendileri hidâyetden çok uzak bir dalâlete düşmüşler, nicelerini de dalâlete sürüklemektedirler. Hak yolunun yolcusu, Hakka vâsıl olmak için Hak neyi emretmişse ona sımsıkı sarılmalı, zâhirî hallere aldanmamak, nefsinin hilelerine ve bu gibi câhillerin sözlerine kanmamak, her an uyanık ve dikkatli bulunmalıdır. Hak yolu inceden ince, dikden dikdir. İnsan ların en câhili, nefsinin sıfatlarını gördüğü bildiği halde vaktini boşa harcayıp onları ıslâh ederek Hakka vâsıl olmaya çalışmayandır. Haris bin Esed el-Muhâsibî -rahmetullah- demişdir ki: Asılsız medihden hoşlanan kimse, maskara edilmek- den hoşlanan, kimse gibidir. Akıl sahibi yanında halkın medh ve zemmi müsâvîdir. Sâlikin bir tek gayesi var-

