Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
120 / Bakara Sûresi Tefsiri - Bilmez misin, yâ İbrahim, dostun cefâsı türlü tür lüdür, şiddetlidir. Şeyh Muhammed Muhyiddîn Üftâde -kuddise sir- ruh- bunun îzâhı mâhiyyetinde buyurmuşdur ki: «Âdem’in cennetden çıkması şu veçhiledir: Âdem orada tevhîd mertebelerinden bir mertebeyi gördü. Cennetdeki mer tebelerin en yücesi idi. Allah’dan oraya varmayı istedi. Allah da cevaben: -Oraya ancak ağlamakla vâsıl olabilirsin! buyurdu. Bu sebeple Âdem ağlamayı çok severdi. Halbuki cennet ağlama yeri değil sürür yeridir. Bu sebeple ağlamak için dünyâya inmeyi istedi. Necmüddin -kuddise sirruh- buyurmuşdur ki: Âdem inâyet-i ilâhîyyeye nâil oldu, mescûd-i melâik oldu, mü- kerremiyyet tâcıyle taçlandı, saadet libâsı giydirildi. Kur- biyyet sergisi üzerinde boynuna dostluk payesi takıldı, her vakit kendisine şu nidâ gelirdi: “Ey Âdem! Kaza ge lince fezâ daralır. ” Neticede şeytan onları selâmetden melâmete, fe- rahdan hüzne, nimetden azaba, muhabbetden mihne te, kurbiyyetden gurbete (yani yakınlıkdan uzaklığa), ülfetden külfete, vuslatdan firkate çıkardı. O ağaçdan yemeden evvel her şeyle ünsiyyeti vardı. Bu sebeble «insan» nâmıyle tesmiye olunmuşdu. O ağaçdan yeyin ce her şeyden korkmaya, çekinmeye başladı. Herkesi düşman saydı. Muhabbetin hakikati, mahbûbdan gayri her şeyi düşman saymakdır. Mahbûb nasıl muhabbetde bir başkasının kendine ortak olmasını istemezse mabud da ibâdetde bir başkasının kendisine ortak olmasını iste-

