Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
134 / Ashâb-ı Kiram 2 Yaralandıktan sonra bir ay kadar yaşamışlardı. Fahr i Âlem -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz de her gün sabah ve akşam hasta iken Sa’d’ın yanına giderek hatırını tatyib ve dilşâd eylerdi. Hazret-i Sa’d ibn-i Muaz -radıyallahu anh-’ın irtihâlinden sonra Cebrail -aleyhis- selâm- gelip: «- Yâ Muhammedi -sallallahu aleyhi ve sellem- Bu abd-i salih kimdir ki, ruhunun yükselmesi için semanın kapıları açıldı ve kudûmundan dolayı Arş-ı Rahman titredi demesi üzerine Resûlullah -salialiahu aleyhi ve sellem- Efendimiz eteklerini sürüyerek acele Sa’d’ın yanına gitmişler, fakat onu irtihâl etmiş bulmuşlardır. Sa’d İbn-i Muaz -radıyallahu anh-’in ölümünde o güne kadar yeryüzüne hiç inmemiş olan yetmiş bin melek inerek cenazesinde hazır bulunmuşlardır. Şerh’de Cebrail -aley- hisselâm- da bulunduğu rivâyet edilmişdir. Resûl-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem- Efen dimiz yakından sık sık yoklamak için Sa’d ibn-i Muaz -radıyallahu anh-'e bir çadır kurdurmuşdu. Çadırının yanında Benî Gifar’dan bazı kimselerin çadırı vardı. Gıfariler, çadırlarında otururken bir de bakmışlar kİ, kendilerine doğru kan akıp geliyor. Meğer Sa’d’ın yarasından akmakda olan kan imiş. Hazret-i Sa’d’ın kanı durmadığından Hak yoluna, din uğruna fedây-ı can ederek şehid olmuştur. . Validesinin Hazret-i Sa’d’ın şehâdetinde mersiye-i figani üzerine Rasûİullah -sallallahu aleyhi ve sellem-: «Meyyit hakkında niyaha eden her kadın mehasinini ta ‘dad edib yalan söyler. Sa ’d ibn-i Muaz’ın nevha-geri olan

