Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
164 / Ashâb-ı Kiram 1 Haccâc emretdi, adamın boynu vuruldu. Ondan sonra bir ihtiyar geldi. Haccâc dedi ki: - Zannetmem ki ihtiyar kâfirliğine şehadet etsin, ihti yar: - Sen benimle alay mı ediyorsun? Ben kendimi senden iyi bilirim. Ve ben Fir’avn’dan ve Hâmân’dan daha kâfirim. Haccâc güldü, adama yol verdiler. Şu adamın îmanının za’fına bak ki, gençliği gitmiş, ihtiyarlığı son haddine varmış ve.sabah akşam ölümünü beklemekle berâberadam bu büyük kubhu nasıl irtikâb edi yor! Şurası tabiidir ki, kendisine inâyet-i ezeliyye erişmeyen kimsenin elinden bir şey gelmez. Sâlikin kalbinde îmânın itminan bulması kuvvet-i yakine bağlıdır. Kuvvet-i yakin-i tevhid’e vasıl olması için de cehd ü gayret sarfetmesi lâzımdır. Bu halet-i itminan ise mü'minin bütün eşyayı Müseb- bibü'l-Esbab’dan bilip vasıtaların, hükmüne musahhar kılındığını bilmesidir. Bunu bilmek için de kuvvet-i yakın lâzımdır. Bu da kalbin, nefsin paslarından tasfiye edilmesi ile olur.. Kalbin cilâlanması ancak zikrullah, tilâvet-i Kuran ve Nebî -sallaliahu Teâlâ aleyhi ve sellem-’e salat ü selâm etmekle hasıl olur. Ezkârın en hayırlısı Kelime-i Tevhiddir ki, o aynı zamanda Urvet’ül-Vüska’dır.117 Hazret-i Üftade Kuddise sirruh demişdir ki: 117 a.e. 1/265

