Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
Hz. Selmân-ı Fârisî / 143 Selmân-ı Fârisî -radıyallahu anh- Medâyin'in âmiri olduğu halde, haşmet-i zâhiriyyeleri olmadığından tanınmayıp yük taşıttırıldığı olurmuş. Ve tanındıktan sonra yükü bırakmayıp sahibinin hanesine kadar götürürlermiş. Hâne ittihaz etmemişler, nerede gölge bulmuşlarsa orada oturmuşlardır.96 96 Ravdüî-hakayık, 2/154. Kıymettar sözlerinden: * Teaccüb olunur dünya emelinde olana ki, mevt ona tâlibdir ve yine hayret o gâfile ki, mağfûlün anh ğafil değildir ve o gülene hayret ki, Rabbi'nin kendinden hoşnud olup olmadığına âgâh değildir. * Mü’minin dünyada hâl ü şânı, tabibi yanında bulunan bir hastanın hali gibidir ki, o tabib onun derdini ve devâsını bildiği için muzır bir şey iştiha etdiğinde mâni olup, eğer onu yersen helâk olursun, der. Mü’min de birçok şeyleri arzu eder ki HakTeâlâ Hazretleri onu onlardan meneder. Tâ ki, öldüğünde cennete idhâl eylesin. Selmân-ı Fârisî -radıyallahu anh-'e misafir gelip de ifâm edecek bir şey bulunmadığında, sahrada gezen geyikleri ve uçan kuşları çağırıp kerameten minallah yemek yaparlar ve teaccüben bu hali sual edenlere: '«- Hiç bir kul, HakTeâlâ’ya itaat etsin de Hak Celle ve Alâ ona matlubunda muhalefet eylesin, bu olur mu?» diye cevâb verir imiş. Nitekim hadîs-i kudsîde de:

