Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
74 kârı muhtâcına infâk eder. Efendimiz (sav) “Doğru olan tâcir kıyâmet gününde Allah Teâlâ’nın Arş’ının gölgesinde sıcaktan korunur.” buyurur. Ticârette alan ve veren, mal ve bey’, satış sözcüğü vardır. O da aldım verdim ifâdesidir. Mal kusursuz, istifâde edilen; kendisinin veya izinle satılan mal olmalıdır. Malın vasıf ve miktârı bilinmelidir. Tama’, aşırı hırstan kaçınmalıdır. Az kârı küçük gören, kazançtan mahrûm olur. Hakk dostları, helâl malın teminindeki sebepleri bile araştırmışlardır. Zâlimlerin kazdığı su kanallarında bile hassas davranmışlardır. İşte bunlar sıddîklardır. Bir baş- kasına âid su ile sulanan bahçenin salatalığını yememiş- tir Ebü’l Hasen-i Harakânî (ks). Vârislerin hakkıdır diye, yanan kandili, ölümünden sonra kişinin, söndürenler de müttakîlerdir. Cenâze götürülürken, arkadan bir ambulans gelir düşüncesiyle yolu tıkamayanlar da ebrar sınıfındandır. Kendisine hediye edilen zemzemin bidonunu, son nefesine kadar helâlleşmiştir Üstâzımız. Sigara satılan yerden alış-ve- riş de yaptırmamıştır Sâmî Ramazanoğlu (ks). Ne kadar müftiler fetvâ da verseler, mutmain, huzurlu gönüllerine mürâcaat eden kimseler de sâlihlerdir. Her mesleğin bir ilmi vardır. Alış-veriş bilgilerini öğrenmek farzdır.

