Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
31 verimi olmayan maddî ve mânevî her şeydir. İmâm-ı Âzam (ra) de aynısını ifâde buyurur. “Hayır ve ihsanda dahi israf gereksizdir. İsrafta hayır yoktur. İsraf haramdır.” Denizin kenarında abdest alan, suyun kullanımında bile ölçülü olması îcâb eder. Üçer defa yıkadığı âzâsını dördüncü kez yıkayamaz. İnfâkında bile saçıp savuramaz. Çünkü Cenâb-ı Hakk “Malını lüzumsuz yere saçıp savurma!”2 buyurur. Bir defasında Hz. Peygamber (sav) Sa’d’e uğradı. Sa’d bu esnâda abdest alıyordu. Resûlullâh (sav) (onun suyu aşırı kullandığını görünce); “Bu israf nedir?” diye sordu. Sa’d de, “Abdestte de isrâf olur mu?” dediğinde Hz. Peygamber (sav) de “Evet, hattâ akmakta olan bir nehirde abdest alsan bile...” şeklinde cevap verdi.3 İnsan, beynini boş yere yoramaz, kalbini isyanla kir- letemez, gözünü harama, kulağını boş sözlere veremez. Ne için yaratılmışsa, o yönde âzâsını kullanır. “Kulak, göz ve gönül; bunların hepsi yaptıklarından sorumludur.”4 Zaman isrâfından ekmek isrâfına kadar, anlatılacak çok şey var. Aleyhissalât ü Vesselâm Efendimiz, “İnsanlar iki hususta gaflettedirler. Sıhhat ve boş zaman.”5 buyu- rur. İsrâfın sebebi dînimizi öğrenememektir gereği gibi. Alınan malların kalitesizliğidir, “Ucuz mal alacak kadar zengin değilim” dendiği gibi. Moda ve lükse düşkünlüktür. Yılın seçip biçtiği, renk ve kaliteye verilen önemdir. Hiç mânâsız eşyâya gereksinim duymaktır. “Komşu, akraba ve yâran ne der!” düşüncesiyle hareket etmektir. Açıkçası, 2 İsrâ, 17/26. 3 İbn Mâce, Taharet, 48. 4 İsrâ, 17/36. 5 Buhârî, Rikâk, 1.

