Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
123 Teâlâ’dan inen nur kalbe dolsun. Teveccühlerine mazhariyet, gönlün fakrıyla olur. Çünkü sadaka fakirleredir buyurur Rabbimiz. Kâbe-i Muazzama ve Ravza-i Mutahhara’da da durum aynıdır. Ziyâret için verilen kitapçıklarda bile yazar gidiş gelişlerin edebi. Ziyâret edilen mekânın esrârı yaşanır hâl ve tavırda. Ashâb-ı Kehf’in ziyâretinde, Sâmî Efendimiz Hazretleri kısa bir müddet zannettikleri bir zamanda uzun bir vaktin geçti- ğini görürler. Efendimiz Hazretleri, “Ashâb-ı Kehf bize kendi hallerini yaşattı” buyururlar. Türkistanlı Mahmut Can, Taif’te oturur. Kendisine Me- dîne-i Münevvere’den selâm gelir Sâmî Efendimiz’den. “Bu zâtın selâmını burada alamam” diye huzurlarına gelir. Yüz yaşını geçen bu kimse çocuk gibi ağlar. Ellerini başlarına koyarak teskîn eder Efendimiz Hazretleri. Erzurumlu Alvarlı Efe Hazretleri de, selâmını Sâmî Efen- di’nin, “böyle bir kimsenin selâmı yatakta alınmaz” diye ayağa kalkar. Üstâzımızın üstâzına giderken takındığı tavır hiç unutul- maz. Vakur bir duruşla, dilinden istiğfar kelimeleri dökülerek, “bu kapıya kimler geliyor kimler gidiyor” sözleriyle. İki dos- tun karşılaşmaları ah bir görüntülenebilseydi. Üstâzımızın “Efendim” sözü hatırıma geldikçe ağlarım. Ağlamasam da içim burkulur, burnumun direği sızlar. Derim; “üstâzını bu kadar mı severdin?” “Tekkesi olmayanın Mekke’si olmaz” derler. 1973 hac seferinde bir ihvan şu sözü söyledi: “Tarîkat edebi olmayan- lar pek istifâde edemiyor.” Kur’ân-ı Kerîm, zikir ve huzurla oturmayanlar hakkında üstâzımız şöyle derdi: “Orman yan-

