Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
105 anlamıyla profesör denir. Araştırma görevlisine muîd, öğ- rencilerine de talebe denir. Âdem (as)’dan beri eğitim müesseseleri câmiler, mes- cidler ve mâbedler etrâfında oluşmuştur. İlk eğitim müessesesi, Mekke döneminde “Dâr’ül- Erkam” da yapılmıştır. Medîne döneminde Mescid-i Nebevî (sav)’de teşekkül etmiştir. Dârül hadisler, tıbb medreseleri, Yıldırım Bayezid devrin- de, Bursa’da “Dârüşşifâ” ve “Dârül kurra”lar tesis edilmiştir. İlk inen âyet “ikra”, oku diye başlar. Âl-i İmran sûre- sinin 164. âyeti, ilim ve hikmeti tâlimden bahseder. “And olsun ki Allah, mü’minlere büyük bir lütufda bulun- muştur. Zîrâ onlara Allâh’ın âyetlerini okuyan, tezkiye eden, kitab ve hikmeti öğreten, kendi içlerinden bir pey- gamber göndermiştir. Hâlbuki onlar, daha önce apaçık bir dalâlet içindeydiler.” Peygamberimiz (sav) âilelerin, gençleri ok atmak, yüz- mek, hesap, tıp, neseb ve Kur’ân okumak gibi hem maddî hem mânevî alanlarda eğitmelerini tavsiye buyurmuştur. Ashâbın arasında, Efendimiz’in (sav) teşvîkiyle, Farsça, Rumca, Kıptîce, Habeşçe, İbrânîce ve Süryânîce bilenler vardı. Peygamberimiz (sav) ilim öğrenmede kadın erkek ayı- rımı gözetmemiştir. Şifâ, Ümmü Süleyman b. Hayseme, Hz. Peygamber’in (sav) hanımlarından Hz. Hafsa’ya yazı öğretmiştir. Hz. Âişe ve Ümmü Seleme başta olmak üzere Hz. Peygamber’in (sav) hanımlarının ve daha başka kadınların eğitim ve öğretime büyük katkıları olmuştur.

