Sayfa metni
---------------- :------------------------- İstiâze ve Besmele Hakkında / 47 “Emir olunduğun gibi istikâmet üzere ol!” âyet i celîlesi bunu ifâde eder. İnsan, yetişmesi, zâhirî ve bâtınî kuvvetleri bakı mından bir kısım tabiî ve ruhânî ahlâk ve sıfatlara sa hiptir ki kimisinde ifrat halindedir, kimisinde tefrit halin dedir. Kula gereken îtidali muhafaza etmektir. Dinimizde cimrilik de mezmumdur, israf da mez- mumdur. Bazı sahâbiler bütün sene oruç tutmak, bütün ge celerinin tamamını ibâdetle geçirmek, zürriyetten kesil mek ve bütün ömürlerini bir çeşit ibâdete hasreylemek üzere Rasûl-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem-’den izin istediler. Rasûl-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem- efendimiz de bunların cümlesinden nehyederek istikâ met yolunu gösterdi ki, bu Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-’in emrettiğini yapmak, nehyettiğinden içtinap etmektir. Âyet-i celîlede: “Rasul size neyi verirse alınız, hangi şeyden nehyederse ondan sakınınız.” (Haşr sûresi, 7) buyrul- muştur ki dini yaşamakta sırât-ı müstakîm yani istikâ met yolu budur. Hâce Abdülhâlık Gucdüvânî hazretlerine: - Nefsin istediğini mi yapalım, istemediğini mi, diye suâl olundukta:

