Sayfa metni
İstiâze ve Besmele Hakkında / 29 Yani, “Elhamdülillah de!” ve “Allah’a gücünüz yettiği kadar itaat ve ittîkâ ediniz!” emr-i celîli mû- cibince şimdi gücümüz yettiğince hamd ü sena et mekle mükellefiz. & Huccetü’l-İslâm İmâm Gazâlî -rahimehullah- Min- hâcü’l-Âbidîn nam eserinde der ki: Hamd ve şükür, sâlikin geçmekle mükellef bulun duğu menzillerin sonuncusudur. Maksadına ancak böy le vâsıl olabilir. Kulun sülûke ilk adımını atması semavî bir ihtar ve husûsî bir tevfîk-ı İlâhî ile olur ki sâhib-i şe riat Hazret-i Muhammed Mustafâ -sallallahu aleyhi ve sellem- buna: “Nur kulun kalbine girdiği vakit bir fütuhâta mazhar olur ve inşirah duyar."mealindeki hadîs-i şerifiyle işâret buyurmuşlardır. Dediler ki: “Yâ Rasûlallah! Bunun, sahibinin bilebileceği bir alâmeti var mıdır?” Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sel lem- cevâben: “Şu aldanma yerinden yani dünyadan, kalben alâka yı kesmek, ebediyet yurduna gönülden yönelmek. Ölüm gelmeden evvel ölüme hazırlanmaktır.”buyurdular. Kulun kalbine; her şeyden evvel bütün nimetlerin bir tek mün’imi vardır, diye bir fikir ve ihtar hâsıl oldu mu “Allah benden şükür istiyor, hizmetinde devam ve ziyâ-

