Sayfa metni
--------------- :-------------------------- İstiâze ve Besmele Hakkında / 27 2- Fiilî Hamd: Allah’ın rızâsını umarak ve ancak O’na teveccüh ederek bedenî ibâdet ve hayrâta devam etmektir. İnsana, lisânıyla hamd etmek ne şekilde vâcip ise her bir uzvuyla hamd etmek de öylece vâciptir. Kul hangi durumda olursa olsun Cenâb-ı Hakk’a hamd et mekle mükelleftir. Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem-: JÛ- 'jr J^ 4J Ljî buyurmuşlardır ki; “Her bir hâl için Allah’a hamd olsun.” demektir. Kulun, Allah’a hamd etmiş olabilmesi için her bir uzvunu ne için yaratıldıysa Allah’a kulluk ve O’na kurbi- yet yolunda şer-i şerifin beyân ettiği vech ve istikâmet te kullanması lâzımdır. Kulun bu vazifeleri ifâda nefsi hazlarını tatmin gibi süfli bir arzu bulunmamalıdır. 3- Hâli Hamd: Ruh cihetiyle yapılan hamddir ki; il mi ve amelî kemâlat ile muttasıf olmak, ahlâk-ı İlâhiye ile ahlâklanmaktır. İnsanlar ahlâk-ı ilâhiyeyi kendilerine ahlâk edinmekle memurdurlar. Bunları peygamberler birer birer tavsif ve târif etmişlerdir. Kavlî hamd ile hamd eden, hamdettiğini kemal sı fatlarını ona isnat ile târif etmiş olur. Buna göre hamd, târifi lüzumlu kılar. Târif de tearrufu. Yani târif edebil mek için evvelâ mârifet ehli olmak lâzımdır. Kulun ham- di Allah’ı bildiği ölçüde kıymet kazanır. Hamd, senâ, şükür, medh mânâlarını da müştemil- dir ki: “lillâhi” kelimesinde senâ, “rabbi’l-âlemîn” de şü kür ve “Er-Rahmâni’r-rahîm mâlik-i yevmiddîn”de de medh ifâde edilmiştir.

