Sayfa metni
77 rilir: “Nefse ve onu düzgün bir biçimde şekillendirip ona kötülük duygusunu ve takvâsını (kötülükten sakınma yeteneğini) ilhâm edene andolsun ki, nefsini arındıran kurtuluşa ermiştir.”1 On sekiz bin âlem, insanoğlunun gön- lünde dürülür. Hadîs-i Kudsî’de Yüce Allah: “Beni ne yer aldı, ne semâ; beni bir mü’min kulumun kalbi aldı.” buyurur. İbretle nazar eden hiç ikrâm etmez mi hemcinsine? Kur’ân-ı Kerîm’de Allâhu Teâlâ: “…Anaya, babaya, akrabâya, yetimlere, yoksullara, yakın komşuya, uzak komşuya, yanınızdaki arkadaşa, yolcuya ve mâliki bulunduğu- nuz kimselere ihsân ile muâmele edin, iyi davranın…”2 Peygamber Efendimiz (sav) “Cebrâîl bana, dâimâ komşu hakkını tavsiye ederdi. Öyle ki ben, komşuları birbirine mîrasçı kılacak zannetmiştim!”3 “Çorba pişirdiğin zaman suyunu çok koy. Sonra da komşularını gözden geçir ve gerekli gördüklerine güzel bir şekilde ikrâm et!”4 “Zamâna andolsun ki, insan hiç şüphesiz hüsrân içindedir. Ancak, inanıp yararlı iş işleyenler, birbirlerine hakkı tavsiye eden- ler ve sabrı tavsiye edenler bunun dışındadır.”5 Asr sûresini okumadan birbirinden ayrılmayan sahabe, maddî ve mânevî yardımlaşmaya ne güzel misâldir. Kesenin yanında, gönül kâsesini nurla doldurmaya örnek âyet-i celîle: “İyilik ve takvâ husûsunda yardımlaşın, günah ve haksızlık yolunda yardımlaşmayın. Allah’tan korkun, çünkü Allâh’ın cezâsı çetindir.”6 Ancak bu yardımlaşma 1 Şems, 91/7-9. 2 Nisâ, 4/36. 3 Buhârî, Edeb, 28. 4 Müslim, Birr, 143. 5 Asr, 103/1-3. 6 Mâide, 5/2.

