Sayfa metni
90 Her gün ölüp diriliyoruz. Sâdece biz mi? Bütün kâinat ölüp diriliyor. Doğup batan güneş, ay, yıldız bunun işâreti- dir. Birbirini tâkîb eden gece ve gündüz aynı hâldedir. Kışın yaprakları kuruyup dökülen ağaç, baharda diriliyor. Hep bu hâdiselerle, ibret alanlara âfakda olan hâdiseler ders veriyor. Tarlaya attığımız tohumun büyüyüp geliştikten sonra çiftçiye zevk veren görüntüsü, çerçöp olmakla bir ibret tablosudur. Başak olup, harmanda tânesinden sapı ayrılarak bir yekûn teşkîl eden buğday, değirmende öğü- tülüp un hâline gelir. Un hamur olur, fırında ekmek olup mîdeye rızık olarak iner. İşte hayat budur. Tarla verimli, tohum sağlıklı, bakımı yerli yerince ol- masa üründen hiçbir şey hâsıl olmaz. Kullukla emrolunan kişinin, kalbi îmanla, tâati amel-i sâlih, nefsi ıslahla kemâl bulmadıkça, dünyâya gelişin anlamı olmaz. Yaptıklarından sorumlu olduğunu bilmese kişi, birbirini yer şu dünyâda. Ne âilede geçim ne ticârette güven ne de cemiyette hayır kalır. Ölüm ve Ötesi

