Sayfa metni
64 Kâinât bir bütün hâlinde hareket ederken, mükevvenat kendisinin hizmetine verilen insan nasıl darmadağınık bir hayat sürebilir? Şefkat anlamına gelen rahme bağlı bacı kardeş, amca dayı, teyze hala akrabâlık bağını nasıl kopa- rabilir? Sıla-i rahim, akrabâlık hak ve hukûkunu gözetme, güzel ahlâk, etrâfıyla güzel geçinme o beldeye sürûr verir ve ömrü bereketlendirir.2 Her şeyin bir çimentosu, zamkı ve bağı vardır. Hakk Teâlâ yolunda emek sarf edenler, Dîn-i İslâm için çalışan mü’minler, kenetlenmiş bir yapı gibi târif buyurulur Saff sûresinde. Allah Teâlâ yolunda dost olanların ilgi ve bağı ülfettir, sevgidir. Birbirinin kanını döken Evs ve Hazrec kabîleleri meveddet, sevgi bağıyla kaynaştılar. “Hani siz birbirinize düşman kişiler idiniz de O, gönüllerinizi bir- leştirmişti ve O’nun nîmeti sâyesinde kardeş kimseler olmuştunuz.”3 Sabır ve huzur ehli olmak da kardeşliğin çimentosu- dur. “Sen kötülüğü en güzel şekilde önle. O zaman se- ninle kendisi arasında bir düşmanlık bulunan kimse, sanki candan bir dost olur.”4 Güzel ahlâkın kendisinde cem olduğu Hadîs-i Şerîf, “Kötülük edene iyilik et” kelâm-ı Muhammedî’sidir (sav). İç ve dıştaki maddî intizam, mânâda da vardır elbet. Yaratılış gâyesine uymayan âzâ bize yabancıdır. Belki de hakkımızda dâvâcıdır. “O gün onların ağızlarını mühür- leriz; yaptıklarını bize elleri anlatır, ayakları da şâhitlik 2 Bu minvalde bk. Tirmîzî, Birr, 49. 3 Âl-i İmrân, 3/103. 4 Fussilet, 41/34.

