Sayfa metni
Ebû Hüreyre -radıyallahu anh-: Bu garibeyi bilmece şeklinde sorarak “Haydi bir kişi bildiriniz ki o adam bir kere olsun namaz kılmadan ve Hakk’a secde etmeden cennete girmiş olsun?” diye sormuş! Bilinmeyince: Hâ! İşte o “Amr İbn-i Sabit’dir” der imiş. Amr İbn-i Sabit “Asram” namıyle yâd edilir imiş ki (seyf-i sarim), keskin kılınç demektir. Vehb İbn-i Kâbus El-Müzenî -radıyallahu anh- ile birader-zâdesi Haris İbn-i Akb -radıyallahu anh- Uhud vak’asından haberdar olmadıkları halde mücerred Rasûl-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem-’i ziyaret için Cebel-i Müzeyhe’den kalkıp Medine’ye gelmişler iken Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-’in Uhud Ga zasına teşrifini haber alınca derhal Medine’den çıkıp Ordu-yı Hümâyuna geldiler. O vakitde ise daha yeni Asakir-i İslâmiye münhezim olmuş idiğinden hemen harb meydanına girip merdâne cenge başladılar. İşte o vakit Vehb -radıyallahu anh-’den görülen mertlik ve bahadırlık doğrusu her iki taraf askerlerine de hayret verdi. Hatta İki defa Rasûl-i Ekrem -Sallallahu aleyhi ve sellem-’in üzerine hücum eden fırkalara karşı çıkıp düşmanları geri çevirdi. Sonra yine üçüncü bir fırkanın hücumunda Rasûl-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem-: “Ya bunlara kim karşı çıkacak?” diye sordu. Vehb İbn-i Kâbus -radıyallahu anh- “Yine ben ya Rasûlallah!” diye cevap verdi. 42

