Sayfa metni
10 Sohbetler Kardeşlerim, düşmanla cihâd edip harbe giriştiği mizi farz edelim. Bu harpte ölürsek şehit, öldürürsek gâzi oluruz. Amma büyük cihâd diye hadîs-i nebevide ifâde buyrulan nefsle mücâhedede düşmanı öldürürsek gâzi-i ekber, oluruz; -Allah muhâfaza- o bizi öldürürse, îmânsız göçeriz. Es'ad Erbîlî Efendimiz (k.s.) "Kişi tek başına, kendi kendine nefsini öldürmeye güç yetiremez." buyurur lardı. Bir kutb-ı cihâna teslim olmadan, bu büyük nefs düşmanını, tek başımıza kendi gücümüzle bertaraf ede meyiz. Ancak şimşîr-i hakikat denilen kutb-ı cihârun hakikat kılıcı nefs düşmarun boynunu vurabilir. Onu kökünden kesip atabilir! Ârif-i billâh olan büyüklerimiz, nefsi, deve kuşuna benzetmişlerdir. Deve kuşuna "Yük taşı" denildiğinde kanatlarını gösterir, "Ben kuşum" dermiş. "Hadi uç" denildiğinde ise tabanlarını gösterir. "Ben deveyim" dermiş. îşte nefs de mâzeretler bulmada âdeta bir deve kuşu gibidir. Mâzeretlerini bir bir sıralar. Nefsin itiraz- larının haddi hesabı, ucu bucağı yoktur. Misâl: Kardeşlerinizden biri geldi size dedi ki, "Hadi Yahyalı'ya üstâdımızı ziyarete gidelim." Hayırlı bir teklif ya bu. İçinizdeki zâlim nefs düşmanı hemen size mâzeretleri bir bir sıralamaya başlar: "Şimdi ne de çok mânialarm var. Çoluk-çocuğuna mı bakacaksın... Bağ-bahçedeki işleri mi yapacaksm... Bedenî rahatsız- lıklarm, hastalıkların da iyice arttı bugünlerde..." Nef sin içinizdeki bu sesini duydunuz ya "Şimdilik siz bir gidin hele, bize de nasip olur inşâallah..." der gönderir-

