Sayfa metni
11 O | Sohbetler III Sami Efendimiz (k.s.), âlim değilmiş diyenlere, ilmini böyle göstermiştir. Allah aşkına Üstadımızı incitmeyelim, ne emrettiyse tu talım. Bunu rica ediyorum sizden. Askerden yeni gelmiştik. Kılavuz Hafız'la birlikte ziya retlerine gittik. Bu ziyaretimizde orda bir de hâkim vardı. Efendimiz (k.s.) ona, gönlü anlatıyordu. Buyurdular ki "O, ayaktan yukarı çıkmış, kafadan aşağı inmiş, ikisinin ortasın da parlamış bir cevahirdir. İrfan, iman, huzur, zikir, ledünniyat, kenzullah, beytullah, arş-ı azam var onun için de.'' Allahın indinde kadri Zannettik zamanın bedri Arş-ı a'zam olmuş sadrı Döşüne kurban olduğum. beyitlerini duyunca, Ömer Bey "Sami Efendimizi (k.s.) ne de güzel vasfetmişsin.” dedi. Fakîr, daha binde birini vasfedemedim. Ben hayalî ola rak anlatıyorum. Ah onu hakkıyla bir anlatabilsem... Kırk beş seneden beri Efendimiz ile görüşürüz. Her görüşmemiz de ayrı bir âlem olur. Nasıl tarifedeyim sîzlere. Mevlâ, kud ret sürmesi çekmiş gözlerine. Askerlik sonrası görüşmemizde baktı ki ikna işi zor. Gö zünü yumdu. Biz de gözümüzü yumduk. Dönen âlemleri ta rif edemem, sırrımı ifşa edemem şimdi, o gönlün nasıl bü yük olduğunu, âlem-i ekber olduğunu anlatamam bu meclis te. Allah Üstadımız'ın (k.s.) ömrünü müzdad etsin. Bize hakikatleri gösterdi de biz yine kapattık oraları. Su kaynayan yerlere çimento döktük, buraların üstünü çiğne dik.

