Sayfa metni
102 | Sohbetler İli usanmaz; işte böylece, hiç ağırlık hissetmeksizin Allah’a ibadet etmeye sehâ denir; dinde sehâ budur. - Efendim! Siz Hakk’tan ibadet mukabilinde mükâfat ta lebinde bulunur musunuz? - Tabi ki hemşire hanım. Çünkü Allah u Teâlâ bir haseneye on misli sevap vaat etmektedir. Binaenaleyh biz kullar da bu mükâfatı arzular ve taleb ederiz. - Fesubhânallah; Allah'ı noksan sıfatlardan tenzih ede rim ki, bir verip de on aldıktan sonra verme işi şaşılacak bir şey. (Bakınız kadın nasıl taaccüp ediyor) Siz birisine bir lira verseniz de ondan on lira alsanız bu sehâvet mi olur dilencilik mi? Allah'a bir verip de on aldıktan sonra kulun sehâveti ner- de kalır? Rızâ-yı bârı bu amelin neresindedir? - 0 halde sizin indinizde sehâ nedir? Ben de sizden so ruyorum, hanım bacım? - Cenâb-ı Hakk’a mütenâim ve mütelezziz olup, Allah'a itaat ederek lezzet alıp, hiçbir kerahet hissetmeksizin iba dette bulunmaktır. Sehâvet işte budur! Şu halde ki, kul iba deti mukabilinde hiçbir ecir istemezse, Mevla-yı Zü'l-celâl o kul hakkında istediğini yapar. Meselâ, evladı babasından bazı isteklerde bulunsa "Baba beni evlendir, bana ev yap, iş bul." diyecek olsa baba evladının itaatli olup-olmadığına bakar. Eğer evladı itaatli ise, ona, asi evladına davrandığı gibi davranmaz, onun isteklerini yerine getirir. Allah'a itaati olmayan kimse, yüz bin yıl ibadet yapsa Allah razı olmadık tan sonra bir şey verir mi? Onun ibadeti ne işe yarar ki? İba det ancak Cennet'te dereceyi artırır. Aslında imandır Cen- net'İn anahtarı. Cennet'te ebedi durmak iman-da ebedi durmaktır. Cennet'te derece amellerdedir. Ey Hocaefendi, Cenâb-ı Hakk’tan haya etmez misiniz ki kalbinize nazar bu yursun da sizin bir şey mukabilinde bir şey istediğinize mut tali olsun. Bu, dünyada bile hoş görülmez.

