Sayfa metni
96 | Seyr û Sülük Seher, dört mevsim içinde, suların çağladıği, kuşların ötüş tüğü, güllerin, çiçeklerin açtığı, tabiatın çimenlerle donatıldığı ilk bahar gibi kıymetlidir. Rabbi ile, maşûk-i hakikiyle mahrem olmak için âşıklar, se heri iple çekerler. Nihayetinde de, "Geceler ne tez geçiyor.Yâ Rab!" diye ya kınırlar. Yunus’un: "Dağlar ile taşlar ile Çağırayım Mevlâ m seni Seherlerde kuşlar ile Çağırayım Mevlâm seni.” diye ifade ettiği zümredendir onlar. Üstazımız, çocukluğundan itibaren pâk bir hayat geçirmesi ne rağmen, "Yüz on bir istiğfarı tamamlayıncaya kadar hatalarım bitmiyor, karınca kadar işlediğim hata, gözüme Erciyes Dağı gibi görünüyor." buyururlardı. Bizim de Erciyes Dağı gibi hatalarımız, karınca gibi görün mesin gözümüze. Efendimiz (sav)’in son anlarında en çok okudukları; "Sübhanallahİ ve bihamdihi estağfirullahe ve etûbü İleyh." duasını çokça okurlardı. Haşa günahı olduğundan değil, bize örnek ol mak için.

