Sayfa metni
Seyr ü Sülük \ 87 "İştiyakım, arzum, isteğim, aşkım Allah (cc)’adır." buyuran Server-i Kainat (sav)’a, irtihâlinde, "Kıyamete kadar yaşaya da bilirsin, şu anda emr-i Hakk zu hur da edebilir." denildiğinde, "Ümmetimden ayrılmak zor ama, Rabbime kavuşmaya can atıyorum." buyurarak Allah’a olan özlemini ifade eder. Mubyiddin-i Arabi (ks) (ö. 638/1240), "Allah’a olan aşkım, yedi kat semaya dökülse, sema kurşun gibi erir." der. Ebü’l-Hasen Harakani (ks) (ö. 425/1033), "Cenab-ı Hakk, kırk yıldır gönlüme nazar eder de, kendi aşkından başka bir şey göremez." der. Muhammed Baki (ks) (ö. 1014/1605), bir gecede Kur’an’ı hatmeder; sabah namazına kadar ibadetle meşgul olur; güneş doğana kadar yirmi bir Yasin-i Şerif okur, sonra da ellerini arşa kaldırarak, "Geceler ne çabuk geçiyor, yâ Rab!" diyerek Mev la’nın aşkına doyamadığını ifade eder. Ariflerden bir zata, “Fenafi’r-Râsûl hâlinden anlatır mısınız?" denilince, "Biz, kendimizde fâni olamadık ki, fenafi’r-Rasûl olalım." demiştir. Yerden göğe kadar haklı bu zât. Peygamberimiz (sav)’in, "Göz açıp yumuncaya kadar, ondan da daha az bir zaman da olsa bizi nefsimize terk etme Ya Rab!" dua ve niyazlarını her an yeri ne getirerek Rabbimizin şu hitabına da kulak verelim:

