Sayfa metni
Sey ü Sülük | 77 lardı. Bu esnâda ben bayılıp düşmüşüm. Bu hâdise Sami Efendi miz (ks/e haber verildiğinde, “Unsûr-u nârisi yanmış.” buyur muşlar. Dikkat ederseniz bir mürşid tarifi yapacağım: "Şeyh, vücuddaki anasır-ı erbaa’ııın dozajını ayarlayan kimsedir." Bu, kafayı oynatma değil, düzeltme mesleğidir. Bu sebebi e kafasını oynatan kaç kimse vardır? Hakiki bir mürşid, bırakın kafayı oynatmayı, hasta hâli sıh hate dönüştürür Allah’ın izniyle. Cezbe, kalbin Allah’a yönelmesidir. Ses hızı, ışık hızı onun yanında çok yavaş kalır, Vücud yapımızdaki dört unsurun dozajını ayarlayıp, nefsin esaretinden kurtarıp, ruhun emrine verilmesine mânevi bayat diyoruz. Mürşid de bunu gerçekleştiren kimsedir. Mâneviyyatbvzi kendimize zulmetmekten kurtarır. Hz. Adem (as) yasak meyveden yeyince Cenab-ı Hakk, "Nefsine zulmettin, "buyurmuştur. Mürşidler de bizlerin elinden tutup, bizleri Rasûlullah (sav)’ın muhabbetine ve Zâtının aşkına teslim ediyorlar. Bu dört madde nefsin eline geçerse ne olur? Hava nefsin elinde olursa, her tarafı yakıp yıkar. Ruhun elinde olursa ‘hû’ya dönüşür. Asr-ı Saadet hayatındaki, değerini ölçemediğimiz, "Hangisi ne uyarsanız kurtuluşa erersiniz." diye buyrulan o güzide insanla-

