Sayfa metni
70 | Seyr ü Sülük Cenab-ı Hakk’ın muhabbetine ulaşabilmeleri için birer vasıta olduklarını görürüz. 2. Zikrin Gayesi Zikir yapılmasından maksadımız, ‘Muhlis3 vasfını kazan maktır. “La ilahe illallah diyen cennete girecektir.” buyrulmakta- dır. Ama ‘Muhlisan3 şartı vardır. Nedir bu tabirin manası? Muhlisan, herşeyi Allah (cc)’ın rızası için yapmak demektir. ‘Muhlis3 ve ‘Muhlas’ tabirleri farildir. ‘Muhlis’, ismi fâildİr. ‘Muhlas’ ismi mef’uldür. Bu farkı talebeliğim esnasında düşünürdüm. Kastamonu'ya gittiğimizde Mehmet Fevzi Efendi (ö. 1989), bana bakıp, “Muhlis kesbîdir, muhlas vehbîdir.” diyerek meseleyi derhâl halletti. ‘Muhlas3 olabilmek için uğraşmalıyız. Böylesi bir kimseye, rıza-ı İlâhinin dışında birşey yaptıramazsınız. Hesabı kitabı yok tur, her yaptığı Allah rızası içindir. İşte zikrin neticesi budur. Mürşid dediğimiz zaman ‘dönüştürücü’ aklımıza gelir. Bu lunulan hâlden, Peygamberimiz (sav)’in istediği güzel hâle, ahlâ ka dönüşmektir gaye. Vazife almak hususunda da eksiklikler var. Uluorta, “Kim vazife alacak?” deniliyor. İnsanlar birbirine bakıyor. Bunun hiç bir anlamı yok. Aldıktan birkaç gün sonra bu vazife unutulacak tır. Bir kere, cezbolunması gerekir. Kalben muhabbet edilmesi gerekir. Bu muhabbet, bu zevk olmadan vazife alınmaz.

