Sayfa metni
1241 Seyrü Sülük yanmasıyla, dînî emirlere riayet arkı bozulacak olursa, gönül arsasına feyiz gelmez. Sâdık derviş, edebin en güzel tarifi olan sünnet-i seniyyeye, Peygamberimiz (sav)’in söz ve fiillerine riayetle, şeyh-i kamile muhabbetle, rabıtayla, arştan inen mânevî nimetle, insan-ı kamil olmaya aday olur. Yüzünden, gözünden, her zerresinden nur lemaan etmeye, fışkırmaya başlar. Kendisine, “Şu ne güzel adam, biz de böyle olsak.” dedirterek, hâliyle irşad eder insanları. Asıl Râbıta Üsve, hareketleri bir başkasınca taklit edilen kimse anlamına gelen rabıta, sadece şekil ve şemaile yapılmaz. İyilik ve takvada birbirleriyle yardımlaşıp, kötülükten kar deşlerini vaz geçirerek fena fi’l-ihvan, Allah (cc) ve Rasûlü (sav)’nün yoluna rehberlik eden şeyh-i kâmile muhabbetle fena fi’ş-şeyh, Peygamberimiz (sav)’i canından daha ziyade severek fena fi’r-Rasûl, Allah (cc)’a her şeyden daha fazla saygı ve sevgi göstererek fena fillah olan Hak dostunun, ahlak-ı fâzılasıyla ahlaklanmaktır asıl rabıta. Kendisini adım adım takip eden müridine Bayezid (ks). “Değil izimize basmak, derimizi de giysen, sözümüzü tutmadık ça fayda vermez.” der. Şeyhim şeyhim diyen birine, üçlerden bir zat: “Evladım, se nin şeyhim dediğin kadar ben, Rabbim desem kurtulurum.” der.

