Sayfa metni
. Seyr ü Sülük} V2A ne; barajlardan gelen elektriğin, trafo vasıtasıyla, kablolarla evle re taşınıp, evlerin aydınlanmasına benzer rabıta. Aynen bunun gibi derviş de (kendisini Mevlâ’ya veren kişi), belli bir döneme gelinceye kadar, on letaifi (insanın göğsünde bulunan kalp, ruh, sır, hafî, ahfâ ve bedenle alakalı bulunan su, hava, ateş, toprak ve nefs derslerini) geçinceye kadar, manevî vasıta mesabesinde olan, mürşid-i kâmilin Allah’ın hâzinesi olan gönlünden içer Hakk’ın feyzini. Murakabe hâline gelmeden, vasıtasız Mevlâ’dan istifade ede ceğim diyen sâlikin durumu, (mânevî olgunluğa ermeye aday kişi); elektriğini trafo vasıtasıyla almayan lambanın patlamasına; uçacağım diye yavru kuşun, pat diye yere düşüp parçalanmasına; yüzme bilmeyen bir kimsenin denizde boğulmasına; yabancı dille eğitim yapacak talebenin, hazırlık sınıfını terk edip sınıfta kalmasına benzer. Mânevî Yükseliş Rabıta döneminde sâlîk, bir ağacın köklerinin toprakla mü nasebeti sayesinde, dal ve budak salması, yaprak ve meyve ver mesi gibi, Üstazının kalb-i münevverleri (nurlu kalpleri) vasıta sıyla, mânevî derece ve makamlar elde eder. Kur’an-ı Kerim’de geçen nefsin mertebelerini aşar. Fecr Sûresinin son ayetlerini yaşar: “(Allah mü’min kullarına ise) Ey nefs-i mutminne! (Kâmil bir iman sahibi olarak huzura ermiş olan nefis!) (Sen Rabbinden)

